İnternette hakkınızda gerçeğe aykırı ya da kişilik haklarınızı zedeleyen bir içerik yayımlandığında, Türkiye'de yıllarca ilk akla gelen yol tekti: sulh ceza hâkimliğine başvurup 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini istemek. Dosya üzerinden, duruşma yapılmaksızın, yirmi dört saat içinde sonuçlanan bu usul hem hızlıydı hem de ucuzdu.
Bu yol artık yok. Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli kararıyla 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini bütünüyle iptal etti; iptal hükmü dokuz aylık erteleme süresinin dolmasıyla 10 Ekim 2024'te yürürlüğe girdi. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla kanun koyucu maddenin yerine yeni bir düzenleme getirmiş değildir.
Aşağıda önce iptale giden süreç, sonra bugün fiilen hangi yolların kullanılabildiği ele alınmaktadır.
İptale giden süreç: iki tespit, bir norm denetimi
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiye doğrudan sulh ceza hâkimine başvurma imkânı tanıyordu. Hâkim, başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlıyor, karara karşı yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebiliyordu.
Anayasa Mahkemesi bu usulü iki ayrı bireysel başvuru kararında ayrıntılı biçimde inceledi.
1. Yayıncı tarafı: Keskin Kalem pilot kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2018/14884, 27/10/2021 (R.G. 7/1/2022-31712) kararında Mahkeme, 9. maddedeki usulün ancak yayının kişilik haklarını apaçık ihlal ettiğinin ilk bakışta anlaşıldığı hâllerle sınırlı, istisnaî bir yol olduğunu vurguladı. Kararda üç yapısal eksiklik tespit edildi:
- Usul yirmi dört saatte, duruşmasız ve karşı tarafa bildirim yapılmadan işliyor; yargılama hukukunun usule ilişkin güvenceleri sağlanamıyor.
- Tek denetim yolu olan itiraz da duruşmasız inceleniyor; itiraz merciinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 270. maddesindeki araştırma yetkisi takdirî olduğu için fiilen kullanılmıyor, dolayısıyla ilk aşamadaki eksiklik telafi edilmiyor.
- Madde kademeli bir müdahale yöntemi sunmuyor; saldırının niteliğinden bağımsız olarak erişimin engellenmesini tek araç olarak belirliyor.
Mahkeme, ihlalin doğrudan kanundan kaynaklandığı sonucuna vararak pilot karar usulü başlattı ve yapısal sorunun çözümü için durumu yasama organına bildirdi. Kararda ayrıca, yeni bir düzenleme yapılırken gözetilmesi gereken asgari standartlar sayıldı: maddenin öngörülebilir hâle getirilmesi, uygulama alanının daraltılması ve bir ağırlık eşiği belirlenmesi, itiraz merciine çelişmeli yargılama görevi verilmesi, bu merciin kararlarına istinaf veya temyiz yolunun açılması ve erişim engellemenin açıkça son çare olarak düzenlenmesi.
Bu uyarıların karşılıksız kaldığı, iki yıl sonra tescillendi. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Abdullah Kaya ve diğerleri, B. No: 2016/1430, 22/11/2023 kararında çok sayıda başvuru birleştirildi ve şu tespit yapıldı: pilot kararın yayımından bir yıl geçmesine rağmen ne yasama organı bir değişiklik yapmış ne de sulh ceza hâkimliklerinin kararlarında düzelme olmuştu. Bunun üzerine Mahkeme, artık müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesindeki kanunilik şartını karşıladığının söylenemeyeceğine hükmederek ifade özgürlüğü ile etkili başvuru hakkının ihlaline karar verdi. Karar, engelleme kararları kesin olarak verildiği için itiraz bile edemeyen başvurucuları da kapsıyordu.
2. Mağdur tarafı: İ.D. ve diğerleri kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, İ.D. ve diğerleri, B. No: 2016/14513, 28/12/2022 (R.G. 24/3/2023-32142) kararı madalyonun diğer yüzünü inceledi: bu kez engelleme talebi reddedilen kişilerin durumu söz konusuydu. Altı başvuru birleştirilmişti; aralarında hakkındaki eski haberlerin arama motorlarında listelenmesinden yakınan bir avukat, evlilik dışı ilişkiye dair haberlerin çocuğu üzerindeki etkisini ileri süren bir yönetmen, beraat etmesine rağmen "darbeci" olarak anılan bir eski savcı ve sosyal medyada terör örgütü mensubu olmakla itham edilen bir kullanıcı vardı.
Mahkeme iki tespiti birleştirdi. Birincisi, temel güvencelere sahip olmayan 9. maddenin çatışan iki haktan yalnızca birini değil, kişilik haklarını da koruyamadığıdır. İkincisi ve pratikte daha çarpıcı olanı ise şudur: Anayasa Mahkemesi'nin yıllardır gösterdiği alternatif olan özel hukuk yolu, Yargıtay içtihadıyla fiilen kapanmıştır. Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2009-2016 arasında Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerine dayanan davanın açılabileceğini kabul ettiğini, ancak Dairenin 2018 ve 2019 yıllarında oybirliğiyle verdiği kararlarla (10/12/2018 tarihli ve E. 2016/12634, K. 2018/7778; 14/3/2019 tarihli ve E. 2016/15622, K. 2019/1452) yalnızca sulh ceza hâkimliğinin görevli olduğu görüşüne döndüğünü tespit etti. Sonuç, Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlali ve başvuruculara ayrı ayrı net 15.000 TL manevi tazminat oldu.
Aynı içtihat, Anayasa Mahkemesi, Atalay Candelen ve diğerleri, B. No: 2016/596, 25/1/2024 kararında da uygulanmıştır. Halen derdest bireysel başvurular bakımından ise Mahkeme'nin giderim yaklaşımı değişmiştir: iptal edilen hükme dayanılarak karar veren sulh ceza hâkimliği, yeniden yargılamada artık iptal edilen norm kapsamında değerlendirme yapamayacağından yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmamakta; ihlal manevi tazminat ile giderilmekte ve ilgiliye genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolu gösterilmektedir (Bulut Duman ve diğerleri, §§ 40-41 ve hüküm fıkrası; aynı yönde Çağatay Alaçam ve diğerleri, §§ 18-19).
3. Norm denetimi: maddenin tümü iptal edildi
Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76 (birleşen E. 2022/41), K. 2023/172, 11/10/2023 (R.G. 10/1/2024-32425): 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları, temel hakların sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesinin aradığı kanunilik şartını taşımadığı gerekçesiyle iptal edilmiş; iptal maddenin kalan kısmını uygulanamaz hâle getirdiğinden 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca maddenin tamamı oybirliğiyle iptal edilmiştir. Doğacak boşluk nedeniyle iptal hükümlerinin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiş, süre 10 Ekim 2024'te dolmuştur.
Davayı 131 milletvekili açmış, ayrıca Tavşanlı Sulh Ceza Hâkimliği itiraz yoluna başvurmuştu; iki dosya birleştirildi. Dava dilekçesinde Keskin Kalem pilot kararına açıkça dayanılmıştı. Böylece bireysel başvuruda yapılan yapısal tespit, norm denetiminde kural iptaline dönüşmüş oldu.
Bugün hangi yollar açık?
9. maddenin yürürlükten kalkması, internet içeriğine karşı hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Ancak başvurulacak yol, ihlalin niteliğine göre değişiyor.
a) Özel hayatın gizliliği ihlal edilmişse: 5651 sayılı Kanun m. 9/A
Bu hüküm yürürlüktedir. Özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişi doğrudan Kuruma başvurarak erişimin engellenmesi tedbirini isteyebilir. Talepte, hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgiler bulunmalıdır; bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz. Erişim sağlayıcılar tedbiri en geç dört saat içinde yerine getirir. Kritik süre: talep eden kişi, talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde talebini sulh ceza hâkiminin kararına sunmak zorundadır; hâkim en geç kırk sekiz saat içinde kararını açıklar, aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.
b) İçerik katalog suç oluşturuyorsa: m. 8 ve m. 8/A
İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş ile kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçları ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar ile spor müsabakalarında bahis suçları bakımından 8. madde yürürlüktedir. Yaşam hakkı ile can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeni gibi gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise 8/A maddesi işletilir.
c) Diğer bütün kişilik hakkı ihlalleri: genel hukuk yolu
Yukarıdaki iki kategoriye girmeyen hâllerde geriye Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerine dayanan hukuk davası kalmaktadır. Bu dava ile saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istenebilir; talep, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemiyle birlikte ileri sürülebilir. Maddi ve manevi tazminat istemleri ile Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi de saklıdır.
Burada kritik soru şudur: İ.D. ve diğerleri kararında "fiilen kapalı" denilen bu yol yeniden açılmış mıdır? Anayasa Mahkemesi bu soruyu doğrudan yanıtlamıştır.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Bulut Duman ve diğerleri, B. No: 2021/8675, 1/10/2025 (oybirliği), § 30: Yargıtay'ın "5651 sayılı Kanun, genel hukuk yolu karşısında özel bir düzenlemedir" yönündeki içtihadı bakımından, "söz konusu madde hükmüne ilişkin iptal kararının yürürlüğe girmesiyle anılan içtihada dair hukuki yorumunun kanuni dayanağının ortadan kalktığı anlaşılmaktadır". Mahkeme'ye göre, sulh ceza hâkimliğinde ihlalin ilk bakışta anlaşılmaması gerekçesiyle sonuç alamayan kişilerin genel hukuk yollarına başvurmaları hukuken mümkün hâle gelmiştir. Aynı değerlendirme, Çağatay Alaçam ve diğerleri, B. No: 2021/22090, 24/12/2025 kararında da aynen tekrarlanmıştır.
Aynı paragrafın devamı, uygulama bakımından daha da önemlidir. Anayasa Mahkemesi, ilgililerin genel dava yollarına başvurabilecekleri gibi ihlalin devam ettiğini ortaya koymaları hâlinde erişimin engellenmesi talebinde de bulunabileceklerini belirtmiş; bu talebi değerlendirecek mahkemelerin, kişilik haklarına yönelik belirgin nitelikte bir ihlalin varlığını ve ihlalin süratle giderilmesinin zaruri olduğunu tespit etmeleri hâlinde tedbir olarak, yargılamanın her aşamasında içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebileceklerini ifade etmiştir.
Başka bir deyişle: özel usul ortadan kalkmıştır, ancak sonuç itibarıyla aynı koruma genel mahkemede ihtiyati tedbir yoluyla istenebilir. Eski usuldeki iki ölçüt — ihlalin belirginliği ve giderimin aciliyeti — bu kez tedbir talebinin gerekçesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Anayasa Mahkemesi aynı kararın 29. paragrafında, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının üzerinden yirmi aydan fazla süre geçmesine rağmen kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmadığını da tespit etmiştir. Bulut Duman ve diğerleri kararında başvuruculara ayrı ayrı net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiş, ayrıca devam eden ihlallerin sonlandırılması için genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolu gösterilmiştir.
d) Arama motoru sonuçları: kişisel verilerin korunması yolu
Ad ve soyadla yapılan aramada çıkan sonuçların listeden çıkarılması ayrı bir taleptir ve ayrı bir yoldan yürür. Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı ilke kararı arama motorlarının veri sorumlusu olduğunu kabul etmiş ve usulü belirlemiştir: ilgili kişi önce arama motoruna başvurur; talep reddedilir veya cevapsız kalırsa Kurula şikâyette bulunulabilir. İlgili kişinin doğrudan yargı yoluna başvurma hakkı da saklıdır.
Talebin kurgusu: "tamamen kaldırın" demek çoğu zaman yeterli değil
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik yaklaşımı, çarenin kademeli olmasıdır. İ.D. ve diğerleri kararında (§ 94) Mahkeme, süratle bertaraf edilmesi gerekmeyen ancak internette süregelen varlığı nedeniyle zarar doğuran içeriklerde, orantılılık ilkesi uyarınca erişimin engellenmesinden daha hafif araçların değerlendirilebileceğini belirtmiştir: kişisel verilerin anonim hâle getirilmesi veya arama motorlarında listelenmesinin önüne geçilmesi. Aynı yaklaşım, unutulma hakkına ilişkin N.B.B. kararında da yer alır.
Pratik sonuç şudur: talep basamaklı kurulduğunda kabul ihtimali artar. Tek başına "içeriği tamamen kaldırın" biçiminde kurulan bir talep, basın özgürlüğü ve arşivin bütünlüğü gerekçesiyle reddedilmeye açıktır.
Kontrol listesi
- İhlalin niteliğini belirleyin. Özel hayatın gizliliği mi, genel anlamda şeref ve itibar mı, yoksa katalog suç mu? Yol buna göre değişir.
- 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanmayın. Madde 10 Ekim 2024'ten beri yürürlükte değildir.
- Delili önce sabitleyin. URL, tarih ve saat bilgisi, ekran görüntüsü; gerekiyorsa noter tespiti veya elektronik zaman damgası.
- 9/A yolunu kullanacaksanız takvimi kaçırmayın. Talepten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimine sunulmayan tedbir kendiliğinden kalkar.
- Talebi kademeli kurun. Önce anonimleştirme veya arama motorunda listelenmemesi, bunlar yetersizse URL bazlı erişim engelleme; site geneline engelleme yalnızca istisnaen.
- Arama motoru ayağını ayrıca yürütün. Kaynak sitedeki içerik ile arama sonucundaki listeleme farklı muhataplara karşı, farklı usullerle takip edilir.
- Görevsizlik itirazına hazırlıklı olun. Karşı taraf "5651 sayılı Kanun özel kanundur, sulh ceza hâkimliği görevlidir" derse, Bulut Duman ve diğerleri kararının 30. paragrafındaki "kanuni dayanağı ortadan kalkmıştır" tespiti gösterilir.
- Mevzuatı kullanmadan önce teyit edin. Kanun koyucunun 9. maddenin yerine yeni bir düzenleme getirmesi hâlinde bu yazıdaki başvuru haritası değişecektir.
Sonuç
2021'de bir pilot kararla başlayan süreç, 2023'te kural iptaliyle sonuçlandı, iptal 2024'te yürürlüğe girdi ve yerini alacak düzenleme bugüne kadar yapılmadı. Ancak tablo bir hak kaybı tablosu değildir: Anayasa Mahkemesi 2025 yılında verdiği Bulut Duman ve diğerleri ile Çağatay Alaçam ve diğerleri kararlarıyla, özel usulün ortadan kalkmasının genel hukuk yolunu açtığını ve genel mahkemenin de tedbir yoluyla içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verebileceğini açıkça belirtmiştir. Değişen, korumanın varlığı değil hangi kapıdan ve hangi usulle isteneceğidir. Bu boşlukta hak arayan kişinin elindeki araçlar, ihlalin niteliğine göre 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi, 8 ve 8/A maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerine dayanan ve ihtiyati tedbir istemiyle desteklenen hukuk davası ve kişisel verilerin korunması mevzuatındaki başvuru yollarıdır. Her somut olayda hangi yolun işletileceği ve talebin nasıl kurgulanacağı, sonucu doğrudan etkilemektedir.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut bir mesele için iletişime geçilerek değerlendirme yapılabilir.
Kaynakça
- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, m. 8, 8/A, 9 (mülga), 9/A — mevzuat.gov.tr
- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 24 ve m. 25
- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389 vd.; 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 58
- 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun, m. 43/(4) ve m. 66/(3); Anayasa m. 13 ve m. 153/3
- Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76 (birleşen E. 2022/41), K. 2023/172, 11/10/2023 (R.G. 10/1/2024-32425) — Kararlar Bilgi Bankası
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2018/14884, 27/10/2021 (R.G. 7/1/2022-31712)
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, İ.D. ve diğerleri, B. No: 2016/14513, 28/12/2022 (R.G. 24/3/2023-32142)
- Anayasa Mahkemesi, Atalay Candelen ve diğerleri, B. No: 2016/596, 25/1/2024
- Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Bulut Duman ve diğerleri, B. No: 2021/8675, 1/10/2025
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Çağatay Alaçam ve diğerleri, B. No: 2021/22090, 24/12/2025
- Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Abdullah Kaya ve diğerleri, B. No: 2016/1430, 22/11/2023 (erişimin engellenmesi kararı verilen tarafın birleştirilmiş başvuruları)
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 10/12/2018 tarihli ve E. 2016/12634, K. 2018/7778 ile 14/3/2019 tarihli ve E. 2016/15622, K. 2019/1452 sayılı kararları (İ.D. ve diğerleri kararının 51, 52 ve 75-78 numaralı paragraflarında aktarıldığı şekliyle)
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı ilke kararı — kvkk.gov.tr