Yıllar önce hakkınızda çıkan bir haber, adınızı arama motoruna yazan herkesin karşısına ilk sırada çıkmaya devam ediyor olabilir. Olay kapanmış, dava beraatle sonuçlanmış, hayat değişmiş olabilir; ancak internet arşivinde zaman durmuştur. Türk hukukunda bu duruma karşı ileri sürülen talebin adı unutulma hakkıdır.
Bu yazıda unutulma hakkının hukuki dayanağı, Anayasa Mahkemesi'nin belirlediği değerlendirme ölçütleri ve talebin hangi merciye, hangi sırayla yöneltileceği ele alınmaktadır.
Hakkın dayanağı: Anayasa'da yazmayan bir hak
Unutulma hakkı Anayasa'da açıkça sayılmış bir hak değildir. Anayasa Mahkemesi bu hakkı, Genel Kurul, N.B.B. Başvurusu, B. No: 2013/5653, 3/3/2016 (R.G. 24/8/2016-29811) kararında Anayasa'nın 5., 17. ve 20/3. maddelerinin birlikte yorumundan türetmiştir. Karara göre devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme yükümlülüğü, kişiye geçmişindeki olumsuz bir olayın gölgesinden kurtularak yeni bir sayfa açma olanağının tanınmasını da kapsar.
Kişisel verilerin korunması mevzuatı bakımından ise Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı ilke kararı, unutulma hakkının ayrıca tanımlanmasına gerek olmadığını; Anayasa'nın 20/3. maddesi ile 6698 sayılı Kanun'un 4, 7 ve 11. maddelerinin ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinin bu hakkı karşıladığını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin sekiz ölçütü
N.B.B. kararının en çok kullanılan bölümü, arşiv haberinin yayında kalıp kalmayacağı değerlendirilirken göz önünde tutulacak ölçütleri sayan 50. paragrafıdır:
- Haberin içeriği,
- Yayında kalma süresi,
- Haberin güncelliğini yitirip yitirmediği,
- Tarihsel bir veri niteliği taşıyıp taşımadığı,
- Habere konu olayla ilgili kamu yararı bulunup bulunmadığı,
- Haberin, ilgili kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığıyla ilişkisi,
- Haberin olgusal gerçekleri mi yoksa değer yargılarını mı içerdiği,
- Halkın ilgili bilgiye yönelik ilgisi.
Bu ölçütler bir puanlama tablosu değil, dengeleme aracıdır. Aynı haber yayımlandığı gün kamu yararı taşırken yıllar sonra güncelliğini yitirmiş olabilir; kararın çekirdek fikri budur.
Çare kademelidir: haberi silmek son basamaktır
N.B.B. kararının 52. paragrafı uygulamada çoğu zaman gözden kaçar: Anayasa Mahkemesi'ne göre çare kademelidir. İhlal; kişisel verinin arşiv aramasından silinmesi, anonimleştirme ya da içeriğe kısmi erişim engellemesi gibi daha hafif araçlarla giderilebiliyorsa öncelikle bunlar tercih edilmelidir. Mahkeme, haberi tamamen kaldırıp geçmişi yeniden yazmanın yargının görevi olmadığını, arşivin bir bütün olarak basın özgürlüğü korumasında bulunduğunu belirtmiştir.
Aynı yaklaşım, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, İ.D. ve diğerleri, B. No: 2016/14513, 28/12/2022 (R.G. 24/3/2023-32142) kararının 94. paragrafında da tekrarlanmıştır: süratle bertaraf edilmesi gerekmeyen ancak internette süregelen varlığı nedeniyle zarar doğuran içeriklerde, orantılılık ilkesi uyarınca kişisel verilerin anonim hâle getirilmesi veya arama motorlarında listelenmesinin önüne geçilmesi gibi daha hafif araçlar değerlendirilebilir.
Pratik karşılığı nettir: dilekçe basamaklı kurulmalıdır. "İçeriği tamamen kaldırın" biçiminde kurulan tek basamaklı bir talep, basın özgürlüğü ve arşivin bütünlüğü gerekçesiyle reddedilmeye açıktır.
İki ayrı muhatap, iki ayrı yol
Uygulamada en sık yapılan hata, birbirinden farklı iki talebi tek dilekçede ve tek muhataba yöneltmektir. Oysa kaynak yayın ile arama sonucu listelemesi ayrı ayrı ele alınır.
a) Kaynaktaki habere karşı: yayıncı
Haberin kendisinin kaldırılması, anonimleştirilmesi veya arşivden çıkarılması talebi, veri sorumlusu sıfatındaki basın kuruluşuna yöneltilir. Kurul'un 2020/481 sayılı ilke kararı da bu talepleri, ilgili basın organının veri sorumlusu sıfatıyla değerlendirilecek ayrı bir kategori olarak belirlemiştir.
b) Arama sonuçlarına karşı: arama motoru
Ad ve soyadla yapılan aramada çıkan sonucun listeden çıkarılması talebinin muhatabı ise arama motorudur. Kurul, arama motorlarının üçüncü taraf verilerini otomatik, düzenli ve sistematik biçimde toplayıp indekslemeleri nedeniyle 6698 sayılı Kanun anlamında veri sorumlusu olduğunu kabul etmiştir. Karara göre izlenecek sıra şudur:
- İlgili kişi önce arama motoruna başvurur.
- Talep reddedilir veya cevapsız kalırsa Kurula şikâyette bulunulabilir.
- İlgili kişi, bu yollar yerine veya bunlarla birlikte doğrudan yargı yoluna da başvurabilir.
Kurul, değerlendirmede ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun bilgi edinme menfaati arasında bir denge testi yapılacağını, ölçütlerin somut olay bazında belirleneceğini ve sayılanlarla sınırlı olmadığını belirtmiştir.
Önemli usul değişikliği: 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi artık yok
Uzun yıllar boyunca bu tür taleplerde sulh ceza hâkimliğine 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı ve 11/10/2023 tarihli kararıyla (R.G. 10/1/2024-32425) bu madde bütünüyle iptal edilmiş, iptal hükmü dokuz aylık ertelemenin ardından 10 Ekim 2024'te yürürlüğe girmiştir. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla maddenin yerine yeni bir düzenleme yapılmamıştır.
Dolayısıyla unutulma hakkına dayanan taleplerde bugün izlenebilecek yollar şunlardır: özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusuysa aynı Kanun'un yürürlükteki 9/A maddesi; kişisel verilerin korunması boyutunda 6698 sayılı Kanun'un 11 ve 13. maddeleri uyarınca veri sorumlusuna başvuru ve ardından 14. madde uyarınca Kurula şikâyet; genel olarak kişilik haklarının korunması bakımından ise Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerine dayanan hukuk davası ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir talebi.
Genel hukuk yolunun bu tür taleplere açık olduğu, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü'nün Bulut Duman ve diğerleri, B. No: 2021/8675, 1/10/2025 ve Birinci Bölümü'nün Çağatay Alaçam ve diğerleri, B. No: 2021/22090, 24/12/2025 tarihli kararlarında açıkça belirtilmiştir. Mahkeme, Yargıtay'ın bu talepleri yalnızca 5651 sayılı Kanun kapsamında görme yönündeki içtihadının kanuni dayanağının iptalle ortadan kalktığını tespit etmiş; ilgililerin genel hukuk yollarına başvurmasının hukuken mümkün hâle geldiğini, ihlalin devam ettiğini ortaya koymaları hâlinde genel mahkemelerin de belirgin bir ihlalin varlığını ve giderimin aciliyetini tespit ederek tedbir yoluyla, yargılamanın her aşamasında içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verebileceğini ifade etmiştir (Bulut Duman ve diğerleri, § 30).
Talep dilekçesi için kontrol listesi
- Muhatabı doğru seçin. Kaynak haber için yayıncı, arama sonucu için arama motoru; ikisi ayrı taleptir.
- Sekiz ölçütü tek tek karşılayın. Özellikle haberin kaç yıldır yayında olduğu, güncelliğini neden yitirdiği ve kişinin kamuya mal olmuş bir kişi olup olmadığı somut biçimde açıklanmalıdır.
- Talebi kademeli kurun. Önce anonimleştirme veya arama sonuçlarından çıkarma, sonra kısmi erişim engelleme, en son tam kaldırma.
- URL'leri tek tek gösterin. Talep, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım ve bölümle sınırlı olarak somutlaştırılmalıdır.
- Delili sabitleyin. Ekran görüntüsü, tarih ve saat bilgisi, arama sonucu kaydı; gerektiğinde noter tespiti.
- 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanmayın. Madde 10 Ekim 2024'ten beri yürürlükte değildir.
- Süreleri takip edin. Veri sorumlusuna yapılan başvuruda 6698 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki otuz günlük cevap süresi ve 14. maddesindeki şikâyet süreleri işler.
Sonuç
Unutulma hakkı, geçmişin silinmesini isteme hakkı değildir; güncelliğini yitirmiş bir bilginin kişiyi süresiz biçimde tanımlamasına karşı orantılı bir çare isteme hakkıdır. Anayasa Mahkemesi'nin ölçütleri bu dengeyi kurmakta, çarenin kademeli olması gerektiği yönündeki yaklaşım ise talebin nasıl kurgulanacağını belirlemektedir. Usul cephesinde ise 2024 yılında önemli bir değişiklik yaşanmış, uzun yıllar kullanılan başvuru yolu yürürlükten kalkmıştır; bu nedenle her somut olayda güncel mevzuatın kontrol edilmesi gerekir.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut bir mesele için iletişime geçilerek değerlendirme yapılabilir.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 5, m. 17 ve m. 20/3
- 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 4, 7, 11, 13 ve 14
- Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik, m. 8
- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı Kanun, m. 9 (mülga) ve m. 9/A — mevzuat.gov.tr
- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 24 ve m. 25; 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389 vd.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, N.B.B. Başvurusu, B. No: 2013/5653, 3/3/2016 (R.G. 24/8/2016-29811) — Kararlar Bilgi Bankası
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, İ.D. ve diğerleri, B. No: 2016/14513, 28/12/2022 (R.G. 24/3/2023-32142)
- Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76 (birleşen E. 2022/41), K. 2023/172, 11/10/2023 (R.G. 10/1/2024-32425)
- Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Bulut Duman ve diğerleri, B. No: 2021/8675, 1/10/2025
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Çağatay Alaçam ve diğerleri, B. No: 2021/22090, 24/12/2025
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı ilke kararı — kvkk.gov.tr